Ankara etkinliklerine dönüş Geri dön

GÖRMEYEN BİLGİSAYAR KULLANICILARININ ÖRGÜTLENMESİ

20. yüzyıl bazı Sosyologlar tarafından “örgütlenmiş toplumlar çağı” diye adlandırılmıştı. Günümüzde ise 21. yüzyıl “Bilgi toplumu çağı” olarak adlandırılmaktadır. Bu nitelemeler de açıkça göstermektedir ki bilgiye egemen olan ve bu birikimi örgütlenerek yaymayı veya bundan yararlanmayı becerenler gücü elinde tutabilenler olacaktır.

Aslında biz görmeyenlerin gücü elinde bulundurma gibi ütopik bir amacı yok. Ancak, çevremizi çepeçevre saran katı toplumsal önyargılar katılığından hiçbir şey kaybetmiş değil, öyle ki görmeyenlerin eğitimsizliği, yoksulluğu ve yalnız bırakılmışlığı üzerine bina edilen katı önyargılar aslında üzerine bina edildiği temelleri kendisi kurup sağlamlaştırmakta.

Bu durumu birkaç somut örnekle açalım: görmeyenlerin okuma-yazma oranı %3, çalışma oranı: %1, milli gelirden aldıkları pay: %00,4 bu rakamlar yukarıda söylediklerimi bütün çıplaklığı ile doğrulamakla birlikte çok önemli bir gerçeği de göstermektedir; görmeyenler hak ve çıkarlarını koruyup geliştirecek kadar güçlü örgütlere sahip değillerdir. Görmeyenler ve onlara hizmet verenler arasında örgütlenme bilinci yaygın değildir.

Ana hatları ile çizdiğim tablo karanlık olsa da görmeyen bilgisayar kullanıcılarının örgütlenmesi bir zorunluluktur. Bu gereksinim bir tercihde bulunup bulunmamayı düşünmeyecek kadar zorunlu bir gereksinimdir.

Benden önce konuşan diğer panelistler bilgisayarın bir görmeyen için ne ifade ettiğini, hangi alanlarda kalıcı çözümler sunduğunu, toplumsal alanda varolma mücadelemize ne kadar hız kattığını anlattılar.

Anlatılanlar kabaca bir görmeyenin yaşamında köklü değişiklikler yapıyor daha özgür, daha verimli bir yaşam kurmaya olanak sağlıyor. Tüm bunlar örgütlü bir mücadelenin sonucunda ancak kalıcı çözümlerle sürdürülebilir bir çizgide geliştirilebilir.

Her şeyden önce görmeyenlere yönelik yaygın bir bilgisayar eğitimi için türkçe ekran okuma programının üretilmesi veya uyarlanması zorumlu. Bilgisayar yazılım firmaları ürettikleri yazılımların görmeyen bilgisayar kullanıcıları tarafından da kullanılabileceği konusunda yönlendirilmali, bilgi kaynaklarına ulaşma, bilgi üretme ve yayma alanlarında görmeyenler için çok önemli olanaklar varken bunları erişilebilir hale getirmeleri için web tasarımcıları yönlendirilmeli, toplumsal yaşamın her alanında görmeyenlere hizmet verenler öğretmenler, kamu görevlileri, v.b. ilgililer görmeyenlerin bilgisayar kullanımı konusunda aydınlatılmalıdır. Bütün bu vebenzeri mücadele alanlarında etkili ve sonuç alıcı olmanın iki vazgeçilmez öğesi vardır. Bunlardan birincisi bu alanda görmeyenlerin bir örgüt çatısı altında güçlerini ve birikimlerini birleştirmeleridir. İkincisi ise, yine bir örgüt çatısı altında yürütülecek görmeyen bilgisayar kullanıcılarını onların hak ve çıkarlarını koruyup geliştirme yolunda temel politikaların belirlenmesidir.

Ülkemizde her alanda olduğu gibi örgütlenme alanında da karşımıza katı toplumsal önyargılar ve aşılmaz yasal engeller çıkıyor. Görmeyenler toplumun en alt gelir guruplarından biri. Bu noktada böyle bir örgütlenme talebi bir fantazi olarak görülebilir. Sayısı çok azda olsa görmeyenler böyle örgütlenme mücadelesine girmek zorundadırlar. Çünki, 21. yüzyılda özgür olmanın ekonomik bakımdan ayakları üzerinde durabilmenin verimli ve üretken birey olarak toplumsal kaynaşmanın başarılabilmesinin tek yolu bilgi ve bilgi kaynaklarına hakim olmaktır. Bir görmeyen için bunun da yolu bilgisayar öğrenmek ve kullanmaktır. Ülkemizde genel olarak özürlülerin örgütlenmesinde hukuksal engeller bulunmaktadır. Dernekler yasasının 88. maddesi: “sakatlara hizmet etmek amacı ile kurulan dernekler körler, ortopedik özürlüler, sağırlar ve zihinsel özürlüler federasyonlarına katılmak zorundadırlar.” Demektedir. Diğer yandan aynı yasanın 34. maddesi: “federasyon kurucusu ve üyesi olacak dernekler kamu yararına çalışan derneklerden olmalıdır.” Demektedir. Bu durumda, istisnasız sakatlara hizmet amacı ile kurulacak her dernek (görmeyen bilgisayar kullanıcıları derneği dahil) tabii olduğu özür gurubuna ait federasyonakatılmak zorundadır. Federasyona üye olmanın şartı kamu yararına çalışan dernek olduğuna göre, bu statü yeni kurulan dernekler tarafından hemen kazanılmayacağına göre, bu statüyü kazanmak bakanlar kurulunun sınırsız taktirinde olduğuna göre artık ne özürlüler kendileri ile ilgili herhangibir alanda ne de herhangibir T.C. vatandaşı sakatlarla ilgili olarak yeni dernek kuramayacak demektir.

Bu durum kabul edilemez bir şeydir ancak gerçek de yasal bakımdan budur. Bu düzenlemeler içişleri bakanlığının genelgeleri ile yumuşatılmağa çalışılıyorsa da zaman zaman aynı bakanlık görüş değiştirerek kamu yararına çalışmayan derneklerin kapatılması yönünde genelgeler yayınlamaktadır. Sonuç olarak karşımızda görmeyen bilgisayar kullanıcılarının örgütlenmesi zorumluluğu ve yasalar açısından sakatlara hizmet amacı ile bir dernek kuramama gibi bir garip çelişki mevcuttur.

Değişik adlar altında da olsa kanuna karşı hile yapma yoluna da sapılsa görmeyen bilgisayar kullanıcılarının örgütlenme süreci zaman yitirilmeden başlamalı bu çaba bir kimlik kazanmalıdır. Bir kimliğiniz olmadan bir tüzel kişilik olmadan kendinizi ifade etmek kamuoyuna mesajlar vermek, kamuoyunu aydınlatma ve bilinçlendirme çalışmalarında bulunmak olanaksız. Zaten ikinci temel öğe olarak saydığımız temel politikaların belirlenmesi bir dernek çatısı altında güç birliği yapılmadan olanaksız hale geliyor.

Bu koşullar altında görmeyen kamuoyuna ve diğer görmeyenlenle ilgili derneklere düşen bir görev var: görmeyen bigisayar kullanıcılarının örgütlenmesi sürecine güçlerinin yettiğince destek vermeleri, daha da önemlisi bu süreçte önkoşulsuz yer almalarıdır.

AV. Recep Kısacık

Geri dön